15/3/2006 - CUMHURİYET GAZETESİ-10 MART 2000 TARİHLİ MAKALE
SANAT, SANATÇI VE DEVLET SANATÇILIĞI
HİKMET ÖZ Muğla İl Kültür Müdürü
Sanat nedir, sanatçı kimdir konusunda ülkemizde son günlerde bir dizi tartışma ve yorumlar yapılmaya başlandı. Geçen yıllarda bir yığın kişiye devlet sanatçılığı unvanı verildi. Gerçekten sanatçı olan birçok kişinin de bu unvanı kabul etmemesi, bu unvanın sanatçı olmayanlara verilmesine bir tepki olarak düşünüldü. Sanatçı olma özelliği taşımayan ve insanımızın sorumsuz bir hoşgörüyle beğendiği, taklit etmekten başka bir şey yapmayan, eğlence gecelerinde allanıp pullanıp boy ve bacak gösteren, kalça sallayan, insanımızın kösnül coşkusunu sömüren; üretilen adına yerel değerleri bile taşımayan kimi şarkıcılar, türkücüler (eski deyimle hanendeler devlet sanatçılığı unvanını hak edip etmediklerini düşünmeden bu unvanın üstüne atladılar.
Reha Muhtar’ın sanatçı kardeşim diye ekrana getirdiği Ciguli’nin bile sanatçı olup olmadığını kimse açık yüreklilikle söyleyemedi. Zamanımızdaki bir bölük duyarlı üniversite gençliği, kalça sallayan sözüm ona sanatçının yüzüne sanatçı olmadığını söyleyebilme cesaretini gösterebildi. Avrupa Birliği’ne girmek için çaba verdiğimiz 21. yüzyılın başında, halkımızın büyük bir çoğunluğu sanatın ne olduğunu, sanatçının kim olduğunu bilmemekte, bu konuda tepki gösterememektedir. Görsel yayın ve basının en çok izlenenleri, ülkemiz insanına sanatın ne olduğunu, sanatçının kim olduğunu hâlâ anlatamamaktadır. Sanatı,( O. Hançerlioğlu’nun Felsefe Sözlüğü’nde anlatıldığı gibi) kısaca iki sözcükle, “insansal yaratma” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımı biraz daha açarak; “sanat, insan ile nesnel gerçeklik arasındaki estetik ilişkidir” diyebiliriz. Sanatta öz ve biçim, ulusallık ve evrensellik, soyut ile somut, düşünce ve duygusallık birbirinden ayrılmaz bir biçimde iç içedir. Sanatçı, estetik kaygılar taşıyarak, duygu ve düşünce içinde yoğunlaşan, ulusal değerlerinin ayırdında olan ve ulusal değerlerinde var olan everenselliği ortaya çıkarmaya çalışan, kendine özgü bir biçim ve biçem ortaya koyarken ÜRETEN İNSAN’dır. İnsan ürettiği zaman insan olduğunun ayırdına varmıştır. İnsanı insan eden en büyük özelliği, üreten bir canlı olmasıdır. Üretmeyen insana sanatçı diyenleri bu yanılgıdan en kısa zamanda kurtarmalıyız ki, gerçekten üreterek sanat ile uğraşan insanlarımızı gücendirmeyelim, onları hak ettikleri değer ile onurlandıralım.
Sanatçı, sanat eseri üreten insandır. Mozart, Beethoven ölümsüz besteler üreterek evrenselliği yakalayan sanatçılardır. Mozart ve Beethoven’in bestelerini seslendirmek için çeşitli sazları çalanlar ise yorumlayan kişilerdir, sanatçı değildir. Türk sanat müziğine besteler sunan Dede Efendi, Münir Nurettin Selçuk, Selahattin Pınar gibi niceleri besteleriyle üretim yaptıkları için sanatçı; o besteleri okuyan ve çalan kişiler sanatçı değildir. Tambur çalan kişi tamburi, ud çalan kişi udi, kanun alan kişi kanuni, piyano çalan kişi piyanist, şarkıyı okuyan kişi de şarkıcıdır;ustalıklarıyla sanatı ortaya çıkaran sanat adamlarıdır. Bir tiyatro eserini yazan kişi sanatçı, eseri oynayanlar ise oyuncudur, sanatçı değildir, ama sanata gönül vermiş kişidir. Şiiri yazan kişi sanatçı ama o şiiri kendine özgü bir biçemle okuyan kişi sanatçı değildir. Resim yapan her insan da sanatçı değildir. Sanatçı olmanın getirdiği belirgin koşulları taşıyan, taklitçi olmayıp özgün olan, kendine özgü bir coşku ve kişilik içerisinde estetiğin çekiciliğini ortaya koyabilen, yerel değerlerden evrenselliği yakalayabilen insanlar sanat eseri üretebilmektedirler.
Devlet sanatçısını kim, hangi ölçülere göre, nasıl bir değerlendirme yaparak seçmektedir? Devlet sanatçısını seçen kişi ya da kurumlar bu konuda gerçekten, duyarlı, yansız ve hatır ilişkilerinden kendilerini arındırmış mıdır? Devlet sanatçısını seçen kişi ya da kurum, sanatın ne olması, sanatçının hangi özellikleri taşıması gerektiğini şimdiye dek kamuoyuna neden açıklama gereğini duymamaktadır. Taklit eden, oynayan, notaları okuyan kişileri doğru unvanları ile anarken, gerçekten üreten sanat insanlarını yadsımayalım. Devletine, insanına ve toplumuna küskün sanatçılar yaratmayalım.
CUMHURİYET Gazetesi- 10 mart 2000
|